Home / Yazarlar / Diyânet Şaşırıyor

Diyânet Şaşırıyor

Kuruluş yasasında belirtildiği üzere Diyânet, Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlı bir kurumdur. Diyânet’in görevi Müslümanlara dinini öğretmektir, devleti yönetmek değildir.

Diyânet zamanla görevini yapmaz oldu, tarafsızlığını kaybetti, dinci politikacıların güdümüne girdi. Artık Diyânet, devleti yönetmeye, Cumhuriyet’imizi  dönüştürmeye  kalkışıyor.

Bugünkü Diyânet geçmişimizden, din-devlet ilişkisindeki yanlışlıklar yüzünden sıkıntılar çeken İslâm ülkelerinden hiç ders almıyor, yaşayabileceğimiz sıkıntılara kapı aralıyor.

Son bir örnek üzerinden yürüyelim. Konya Memleket Gazetesi’nin 3 Ocak 2018 günkü manşet haberi şöyleydi: “Diyânet’ten teklif: ZEKÂT VERGİDEN DÜŞÜLSÜN.”

Manşetin altındaki haberin ayrıntısı özetle şöyle:

“Diyânet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Ekrem Keleş tarafından, “Eğitim yardımlarına uygulanan vergi indiriminin, zekât için de uygulanması yerinde bir karar olur. Bu konuda dinen bir sakınca yoktur. Gıda Bankacılığı kanalıyla verilecek zekâta vergi indirimi uygulaması, zekâtın özendirilmesi ve teşvik edilmesini de sağlar” denilerek…”

Memleket’e konuşan Diyânet İşleri Başkanlığı Başkanlık Müşâviri Belgin Konarlı, zekât konusunda da, “Müslüman olarak hem devlete vergimizi veriyoruz, hem zekât veriyoruz. Bu şekilde devletle içselleştirerek yapmış olduğumuz mali ibadetleri daha güncel hale getirmek aslında çok iyi bir fikir. Ekrem Keleş hocamızın bu teklifini çok yerinde buluyorum. İnşallah hükümetimiz de devletimiz de bunun üzerinde çalışır, güzel bir iş çıkartır” diyor.

Bu düşünce ve öneriler yüksek öğrenim yapmış, T.C.’nin bir kurumunda yüksek makamlarda oturanlardan geliyor. Bu düşünce ve önerilere yüzeysel bakarsak iyi niyetli bir öneri gibi görürüz. Konuyu biraz düşünürsek; bu düşünce ve önerilerin, sahiplerine hiç yakışmayacağını, burada sırf iyi niyetin olmadığını söyleyebiliriz. Ben aklıma gelen birkaç hususu sıralayayım.

T.C. laik bir devlettir. T.C. yaşayabilmesi ve tüm yurttaşlarına eşit hizmet verebilmesi için vergi toplar, zekât toplamaz. Vergi kamu görevidir, zekât din görevdir. Önerildiği gibi bir uygulama görev, hizmet, yasal ve vicdani sorumluluk gibi hususları birbirine karıştırır.

Zekâtla vergiden kurtulmak yurttaşlık bilincini yok eder, devlet-millet kaynaşmasını, devlete duyulan saygı ve desteği kaybettirir, aidiyet duygumuzu yaralar.

Devlete vereceğimiz vergiyi zekât olarak insanlara verecek olursak, devletimiz ekonomik gücünü kaybeder, halka hizmet götüremez, savunma, eğitim, adâlet gibi görevlerini yapamaz.

Demek bazı kişi ve kuruluşlar devletin işleyiş ve görevlerinin farkına varamamışlar. Burada soralım: Vergi yerine zekât önerisi nereden çıktı, öneriniz verginin alternatifi mi? Herkes zekât verse siz maaşınızı kimden alacaksınız? Parasız kalınca harçlığınızı zekâtçılardan mı alacaksınız, Gıda Bankacılığı ile makarna-yağ-salça poşeti mi taşıyacaksınız?

Müslümanlar vergi yerine zekât verince, devlet yol, elektrik, su gibi hizmetlerini gayr i müslimlerin vergileriyle getirecek. O vakit vicdanınız rahat olacak mı, İslâm’da bunun yeri var mı?

Demek sizin niyetiniz sosyal devletin işlevini yok etmektir. Fukarayı geçindirmek, işsize iş bulmak devletin görevidir. İhtiyaç sahipleri geçimlerini devletin eli ve gücüyle giderirlerse ezilmezler. Bu durum kişiler eliyle olursa, insanlar minnet altında kalırlar.

İnsanlara boyun büktürecek yollar yerine, onurlu duracak yollar gösterin. İnsanları zekât alacak konuma getireceğinize çalıştırın, alın terleriyle geçinsinler. Bu  daha güzeldir.

Diyânet’in bu önerisinde “fırsatı ganimete dönüştürme” gibi çıkarcı bir dürtü var. Şöyle ki: Zekât işlemi ile bir taraftan vergiden kurtulacaksın, bir taraftan da sevap kazanacaksın! Niye “hem vergimizi, hem zekâtımızı verelim” demiyorsunuz? Demek çıkar duygusuna dayalı bir kurgu ve bir Ortaçağ kafası var. Çok yazık, çok ayıp!

Türkiye’deki Müslümanlar zekâtlarını vermiyorlarsa; Diyânet olarak siz zekâtın İslâm’daki önemini iyi anlatamamış, cemaati eğitememişsiniz demektir. Öyleyse siz kendinizi yenileyin.

Biz şimdiye kadar: “Fitre-Zekât-Sadaka” ayaklarıyla trilyonlarca paranın toplandığını, bu paraların resmî ve gayr-i resmî kurumlar/kişiler tarafından “cebellezi” edildiğini çok gördük. Önerinizle kurulacak sistemde, cebellezilerin yapılmayacağını, Gıda Bankaları ile birilerinin zengin edilmeyeceğini, Türkiye Diyânet Vakfı ve çalışanlarına buralardan hisseler ayrılmayacağını ne bilelim? “Öyle şey olmaz” derseniz inanmayız; çünkü şimdiye kadar benzeri hırsızlıklar oldu.

Vergi yerine zekât” önerisini getirenlerin ciddiye alınacak yönleri yoktur. Çünkü bunlar, devlet yönetmesini bilmeyenlerin fetvacısıdırlar.

 

13 Ocak 2018

Yusuf DÜLGER

About admin

Check Also

Man Adası Belgeleri Gerçekmiş

Türk kamuoyunu epey meşgul etmişti; bu, Man Adası dekontları. Sn. Kılıçtaroğlu, yaklaşık 15 milyon dolarlık …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Watch Dragon ball super