Home / Yazarlar / Devletin Dini Adalettir

Devletin Dini Adalettir

İYİ PARTİ Konya İl Örgütünü kurmakla görevlendirilen Av Orhan Tulukçu ile tanışmak için bürosuna gittim. Kısa süreli sohbetimizde siyâsetten çok Türkiye’nin sorunlarını konuştuk. Bir hukukçu olduğu için konuşmaları hukuk temelli idi. Hukûkun önemini anlatırken:

“Devletin Dini Adâlettir” Dedi.

Adâletin toplum ve devlet hayâtındaki önemi ile ilgili birçok sözler duymuştum, bu sözü ilk duydum. Söz hoşuma gitti, kaynağını vererek bir yazı konusu yapmak istediğimi söyledim. Sn Tulukçu “olur” dedi. Bu arada Tulukçu: “Allah’ın İslâm’da önerdiği bir yönetim modeli olmadığını, İslâm’da istişârenin esas alındığını, işlerin ehline verilmesi gerektiğini, adâletle hükmetmenin esas olduğunu” söyledi. Bu düşünceler doğru, köklü, sağlıklı idi. Türkiye’de böylesi düşünceleri dile getirmek bir erdemdim, yiğitliktir. Bu sözü biraz yorumlamak istiyorum.

*

Devletin aslî görevlerinden biri, tüm yurttaşlarına adâletle davranmaktır. Devlet herkese eşit davranırsa güvenilir ve güçlü olur. Bir devletin hukuk teorisi ve pratiği, yurttaşlarını inanç, felsefî düşünce, kan bağı, cinsiyet, makam, görev vb açılardan bir tarağın dişleri gibi eşit görmez ve hayâta geçirmezse o devlet yaşayamaz. Bunun içindir ki Hz. Muhammed ile Mustafa Kemâl Atatürk, ikisi birden buna vurgu yapmışlar; “Adâlet mülkün temelidir” demişlerdir.

Zihninizde: “Adâlet din mi olur? Din Allah’ın şerîatıdır. Bu sözle din hayattan dışlanıyor” gibi bir düşünce oluşmasın. Bu söz, devletin fonksiyonu öne çıkarıyor. Türkiye Cumhuriyeti millî, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin bu yapısal özellikleri İslâm dinine ters düşmez. Türkiye Cumhuriyeti’nin bu özellikleri İslâm’ın doğru yorumlanması, İslâm’ın tüm zaman ve coğrafyaları kucaklaması demektir.

*

Burada “DİN” sözcüğünün terim ve sözcük anlamlarını belirtmekte yarar var. Terim olarak din: “İnançlar bütünü, Allah’ın insanları mutlu edecek kuralları, tapınmalar” demektir. Bugün dünya ulusları bu haklarını kullanıyor. Bunun yanında Türkiye’de dâhil olmak üzere devletler, yurttaşlarının mutluluğu için kutsallardan örf ve âdetlerden, hayâtın gerçeklerinden yararlanıyorlar.

Sözcük olarak din: “Gidilen yol, kânun, hüküm, hesap, ceza, mükâfat, itâat, hizmet, ibâdet, üstün gelme, bağlılık, hâkimiyet, zorlama” gibi anlamlara gelir. “Devletin dini adâlettir” cümlesi ile bu sözcükler arasında bağlantı kuralım. Cumhuriyet bizim mutlu yaşamamız için hayatın değişik alanları ile ilgili kanunlar, hükümler, kurallar  koymuş, “kurallara uyarsan sana daha iyi hizmet getiririm, ödül veririm, hiç kimse istediği gibi yaşayamaz” demiş. Yine devlet; “eğer  hukuka uymazsan, kamuya zarar verirsen hesabını sorarım, işlediğin suçların cezasını çekersin, kamu otoritesi kişisel istek ve keyfiliklerden üstündür, hukuka bağlı kal, bilesin ki devlet olarak bireyden güçlüyüm” demiş. Yaptığım açıklamalar ile “devletin dini adâlettir” sözünü birlikte düşünürsek, bu sözün doğruluğu hemen anlarız.

*

Konumuz ile ilgisi bakımından Türkiye’nin bir gerçeğine değineceğim. Türkiye’de adı Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) olan bir parti var. Bu parti tek başına on beş yıldır iktidarda. Adında ADÂLET olmasına karşın Türkiye’nin insanları adaletsizliği yaşıyorlar. Alın teri, kazanç ve bölüşümde adâlet yok; bir avuç azınlık trilyonlarla lüks hayât yaşarken, milyonlarca insanımız aç, çıplak, sefil. Bu iktidar partisinin üst düzey yöneticilerinden bir kısmı ile hain FETO yöneticilerinin birlikte kurdukları tuzak ve kumpaslarla millî ordumuz, dürüst emniyet ve adâlet mensuplarımız, milliyetçi ve cumhuriyetçi önderlerimiz perişan edildiler.

Dikkat ediniz, Türk milletine en çok zulüm yaşatanlar; “Allah, ahlâk, ecdât, millet” gibi üstün değerlerle makam kapan, kara paralarla zengin olanlardır. Bunlar şimdi kazançlarını daha çok artırmak, idârî-siyâsî koltuklarında uzun süre oturmak, rakipsiz kalmak için kendileri dışındaki herkesi bitirmek istiyorlar. Bunlar bu menzile ulaşmak için “FETÖ” denen ABD-CIA merkezli bir ihânet şebekesiyle birlik oldular; Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahramanlarına, Cumhuriyet ve bağımsızlık ilkesinden ödün vermeyen kişi ve kuruluşlara, nâmuslu siyasetçi ve bilim adamlarımıza tertipler kurdular, zulmettiler. Bunlar, KPS sınavları başta olmak üzere, tüm sınavlarda hırsızlıklar yaptılar yahut yapılan hırsızlıklara göz yumdular.

Yani bunlar kendilerinden olmayan herkesi boğmak istiyor. Boğulmamanın ilk ve en önemli şartı; birbirimizin farklılıklarına bakmaksızın birleşmektir. Biz birleşerek kazanacağız. İktidarda olmanın avantajları, iktidara yakın görünmenin hesapları, “partim” gibi bütünüyle çıkar hesabı ve parti taassubu bizi yarınların bugünkü gâfili yapmamalıdır. Bizim “İmanlılar” diye oy verdiğimiz siyâsîler Türkiye’yi yaşanmaz hâle getirip birçok İslâm ülkesini kan gölüne çevirmişlerse, bizim “milliyetçiler” diye oy verdiğimiz siyâsiler yıllardır bir varlık gösterememiş, hep kendi dallarını budamışlarsa, oturup düşüneceğiz, çıkış yolları bulacağız, yeni arayışlara gireceğiz.

Şimdi Türkiye’de yeni bir siyâsi oluşum var, İYİ PARTİ. Bu parti kurulur kurulmaz birçok iftira, aşağılama ve tehditlere uğradı. Durun bakalım, siz iyi siyâset yapsaydınız bu parti kurulmazdı. Ben şöyle düşünüyorum: Birileri Türkiye’yi emperyalizmin şamar oğlanı yapmışsa, bir başkaları Türk milliyetçiliği ayaklar altında ezilirken kabuğuna şekilmişse; yeni bir parti kurulur, sağduyulu insanlar bu yeni partiye iktidara getirir, gerekirse partisini değiştirir.  Bu normaldir, normal olmayan kör taassuptur.  Çünkü kör taassup gözü kör, kulağı sağır, milleti yok eder.

İYİ PARTİ ve Orhan Tulukçu beye Türkiye’nin bu zor günlerinde başarılar dilerim.

 

01.12.2017

Yusuf DÜLGER

About admin

Check Also

Man Adası’nı Neden Araştırmıyorsunuz?

Türkiye’de döndürüldüğü iddia edilen; uluslararası yolsuzluk ve rüşvet operasyonları ABD’de patladı. Bir zamanların hayırsever (!) …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Watch Dragon ball super