Home / Yazarlar / Kutbul İrşad Şeyh Mevlana Menşur Konevi Hatemül Veli / Kutbul İrşad Kitabı :1. Cilt Yazı: 22

Kutbul İrşad Kitabı :1. Cilt Yazı: 22

وَهُوَ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ وَكَانَ عَرْشُهُ عَلَى الْمَاءِ لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا ۗ وَلَئِنْ قُلْتَ إِنَّكُمْ مَبْعُوثُونَ مِنْ بَعْدِ الْمَوْتِ لَيَقُولَنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا إِنْ هَٰذَا إِلَّا سِحْرٌ مُبِينٌ

O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş’ı su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen, inkârcılar “Mutlaka bu, apaçık bir büyüdür” derler. (Hud 7)

Şimdi bu yazımızda kitabın konu başında Allah sadece peygamberlere hitap etmez günahkar ve asilere hitap eder sözü Kuranı gerçeklerde mevcutken şeytanın varlığında bu hitap Kur’an’ı gerçeklerle örneklenmişken Allah’ın evliyasına Allah’ın ilham edip hitap etmesini yadırgayıp karşı çıkarlar. Allah’ın Kuran’da melekler ve şeytanla konuşmalarına ne diye bileceklerdir. Tabi bazı görüşler ortaya atanlar olabilir meleklerle Allah’ın konuşması normaldir. Ya şeytanla olan konuşma ne ile açıklanabilir. Demiştik ki Allah bütün mahlukatına isim ve sıfatlarının hassalarına göre istidat ve tahammül miktar ve tahammüllerine göre tecelli eder. İşte burada şeytanın varlığında ki hakikatin isyan arzusu sebebiyle şeytanın işleri tecelliyi ilahi ile hakikat bulup ortaya çıkması şeytan tarafından istenen kötülük arzusundan başka bir şey değildir. Bununla beraber şeytanın yaptıklarını Allah’ın zatı isim ve sıfatlarından ayrı olarak şeytanın kendi varlığına Allah’tan müstağnidir deyip Allah’ın zatındaki gibi kimseye muhtaç değil diye isnat edip iddia etmekte şeytana Allah’tan ayrı bir vücut ve kabiliyet ortaya koymakta olup şeytanı Allah’a karşı bir varlık iddiasını ortaya koymak olur. Bu da şeytanı reddetse de Allah gibi ilahlığını tasdik olup gizli şirk tabirindedir.

Firavunun da şeytan gibi kendisinde olan kötü istidat ve kabiliyetinin gereği bir çok kötü işleri varlığından kaynaklanan istek ve arzuyla istiyor. Allah’ta o istidatların arzuların gerçekleşmesi için kulu istediği için yaratıyordu. Nasıl şeytan Hz. Adem (a.s.)’ın varlığıyla içerisindeki Allah’a olan isyan duygusunu kabartmış bu istidat ortaya çıkmışsa Hz. Musa (a.s.)’ın varlığıyla da firavunun zulmu ile Allah’a karşı dava ettiği gizli ilahlık arzusu ortaya çıkmış ben sizin en büyük Rabbinizim davasını ortaya atarak Allah’a Hz. Musa (a.s.) sebebiyle isyan bayrağını açmıştır. Bu zulümleri sebebiyle Allah firavunu hemen cezalandırmamış. Aksine kendisinin zulüm ve ilahlık Rablık davasının yanlışlığını bir aklın anladığı gibi Hz. Musa (a.s.) ile anlatılmıştır. Kurbağalar, kan çekirge sürüsü yıldırımlar Hz. Musa (a.s.)’ın elinin nur olarak ortaya çıkması Asanın ejderha olması gibi birçok akıl üstü mucizeler gösterildiği halde şeytanın Hz. Adem (a.s.)’ı düşük bir hale getirme arzusu firavunun da Hz. Musa (a.s.)’ın varlığıyla ortaya çıkmıştır. İsyan etmiştir. Bu durumda Hz. Musa (a.s.) Allah’ın razı olduğu külli iradi kaderi, Firavun ise Allah’ın razı olmadığı külli iradeyi temsil eder. Bu durumda kulluk ve ilahlık iddiaları Allah’ın zatı, sıfat ve isimlerinin dışında olup zattan müstağni olmayıp Allah’ın zatı sıfat ve isimlerine varlık muhtaç ve kul olup Allah gibi ilah değillerdir. İşte hayır ve şerri irade etmemiz sebebiyle Allah’tan olduğunun bizdeki cüzi iradi kaderin küllü iradi kaderle alakasının manası budur. Fakat bir kaderde vardır ki varlığın iradesi olmayıp kulluğu gerekli olan kaderdir. Bunun misalleri inşallah ileride gelecektir?

وَلِكُلِّ أُمَّةٍ أَجَلٌ ۖ فَإِذَا جَاءَ أَجَلُهُمْ لَا يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةً ۖ وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ

Her milletin belli bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler. (Araf 34)

وَقَالُوا مَهْمَا تَأْتِنَا بِهِ مِنْ آيَةٍ لِتَسْحَرَنَا بِهَا فَمَا نَحْنُ لَكَ بِمُؤْمِنِينَ

فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ الطُّوفَانَ وَالْجَرَادَ وَالْقُمَّلَ وَالضَّفَادِعَ وَالدَّمَ آيَاتٍ مُفَصَّلَاتٍ فَاسْتَكْبَرُوا وَكَانُوا قَوْمًا مُجْرِمِينَ

وَلَمَّا وَقَعَ عَلَيْهِمُ الرِّجْزُ قَالُوا يَا مُوسَى ادْعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِنْدَكَ ۖ لَئِنْ كَشَفْتَ عَنَّا الرِّجْزَ لَنُؤْمِنَنَّ لَكَ وَلَنُرْسِلَنَّ مَعَكَ بَنِي إِسْرَائِيلَ

فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُمُ الرِّجْزَ إِلَىٰ أَجَلٍ هُمْ بَالِغُوهُ إِذَا هُمْ يَنْكُثُونَ

Dediler ki: “Bizi büyülemek için her ne getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz.”Biz de, her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan, çekirge, ürün güvesi (haşarat), kurbağalar ve kan gönderdik. (Hiçbirinden ders almadılar.) Büyüklük tasladılar ve suçlu bir kavim oldular.Üzerlerine azap çökünce, “Ey Mûsâ! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız ve İsrailoğullarını seninle birlikte elbette göndereceğiz” dediler. Fakat erişecekleri bir süreye kadar biz azabı üzerlerinden kaldırınca hemen yeminlerini bozarlar. (Araf 132-133-134-135)

 

 Şeyh Mevlana Menşur Konevi Hatemül Veli

About admin

Check Also

Traktör Var Ama Toprak Kalmadı

Sohbet sıklaştı. Söz köylünün durumuna geldi. Önce bir “ahhhhh!” çekti yanıkça. Sonra toplandı ve başladı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Watch Dragon ball super