Home / Yazarlar / Kutbul İrşad Şeyh Mevlana Menşur Konevi Hatemül Veli / Kutbul İrşad Kitabı :1. Cilt Yazı: 8

Kutbul İrşad Kitabı :1. Cilt Yazı: 8

Acaba kurbanlık bir hayvan bana kısmet olacak mıydı? Veya aldığım hayvan kurban vaktine kadar aldığım yerde duracak mıydı? Veya usulüne göre kesmeyi başarabilecek miydim? Veya keserken hayvan ayaklanıp kaçacak mıydı. Veya derken en önemli veya kestiğim kurban bana karşılık olup Babamız Hz. İbrahim (a.s.)’in oğluna karşılık olduğu gibi? karşılık olacak mıydı? Ben Allahu Tealanın yakınlığına kabul edilecek miydim. Veya ben Babamız Hz. İbrahim (a.s.) gibi Allah için en sevdiği sevgisini kalbinden sildigi gibi en sevdiğimi kalbimden silip Allah için kurban mahalline götürüp bıçağı vurabilecek fedakarlıkta mıydım. Yolda kaza olacak mı sağ salim sılaya varacak mıyım diye düşünürken ben Hz. İbrahim (a.s.)’ın Halk goncasını kalbinden koparıp Allah için goncasının koptuğu yerden oğluna karşılık gelen kurbanlığın kanının taze taze çıktığı kalp yarasının ruhaniyeti halindeydim.

الَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ اللَّهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَالصَّابِرِينَ عَلَىٰ مَا أَصَابَهُمْ وَالْمُقِيمِي الصَّلَاةِ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ

وَالْبُدْنَ جَعَلْنَاهَا لَكُمْ مِنْ شَعَائِرِ اللَّهِ لَكُمْ فِيهَا خَيْرٌ ۖ فَاذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهَا صَوَافَّ ۖ فَإِذَا وَجَبَتْ جُنُوبُهَا فَكُلُوا مِنْهَا وَأَطْعِمُوا الْقَانِعَ وَالْمُعْتَرَّ ۚ كَذَٰلِكَ سَخَّرْنَاهَا لَكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

لَنْ يَنَالَ اللَّهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَاؤُهَا وَلَٰكِنْ يَنَالُهُ التَّقْوَىٰ مِنْكُمْ ۚ كَذَٰلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمْ لِتُكَبِّرُوا اللَّهَ عَلَىٰ مَا هَدَاكُمْ ۗ وَبَشِّرِ الْمُحْسِنِينَ

Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir. Kurbanlık büyük baş hayvanları da sizin için Allah’ın dininin nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde) üzerlerine Allah’ın adını anın. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan siz de yiyin, istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik.Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat O’na sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. İyilik edenleri müjdele. (Hac 35-36-37)

Ey Allah bilgisi derdinde davasında olan Tasavvuf yolunun seyri suluğunda yorulan mürit sen hala Atamız Hz. İbrahim’in (a.s.) gibi Şeyhlik makamındaki zatın Allah’ın varlığında Allah’ın emri durumunda kendi varlığı ve arzu ve isteklerinin yanında Allah’ın emrinde varlığını Allah’ın emir ve yasaklarında kendi arzu ve isteklerini yok edip Allah’ın emir ve yasasının varlığını ve ikamesi gayretini görmüyor musun? Eğer görüyorsan Şeyhinin de Allah’ın emir ve yasaklarında yok olmuş görünen vücudunu görme. Onun vücudunun ve varlığının arzu ve isteklerinin Allah’ın varlığında emir ve yasaklarında Şeyhinin yok olduğunu görmedikçe fena fiş Şeyhliğe adım atmadıkça diğer menzillere vasıl olabilmeyi umman nasıl mümkün olur. Ve sen büyükler gibi sevdiklerini Allah için fedaya kalbinde hiçbir acı sıkıntı tereddüt ve pişmanlık göstermeden vermeye razı olmadıkça birileri bir faciaya sebebiyet verdiği gibi sende kendine birçok bu tasavvufun seyri sülüğünde nefsine facia ve eziyet verirsin. Rıza makamına nasıl erebilirsin ki?

فَانْطَلَقَا حَتَّىٰ إِذَا أَتَيَا أَهْلَ قَرْيَةٍ اسْتَطْعَمَا أَهْلَهَا فَأَبَوْا أَنْ يُضَيِّفُوهُمَا فَوَجَدَا فِيهَا جِدَارًا يُرِيدُ أَنْ يَنْقَضَّ فَأَقَامَهُ ۖ قَالَ لَوْ شِئْتَ لَاتَّخَذْتَ عَلَيْهِ أَجْرًا

قَالَ هَٰذَا فِرَاقُ بَيْنِي وَبَيْنِكَ ۚ سَأُنَبِّئُكَ بِتَأْوِيلِ مَا لَمْ تَسْتَطِعْ عَلَيْهِ صَبْرًا

أَمَّا السَّفِينَةُ فَكَانَتْ لِمَسَاكِينَ يَعْمَلُونَ فِي الْبَحْرِ فَأَرَدْتُ أَنْ أَعِيبَهَا وَكَانَ وَرَاءَهُمْ مَلِكٌ يَأْخُذُ كُلَّ سَفِينَةٍ غَصْبًا

وَأَمَّا الْغُلَامُ فَكَانَ أَبَوَاهُ مُؤْمِنَيْنِ فَخَشِينَا أَنْ يُرْهِقَهُمَا طُغْيَانًا وَكُفْرًا

فَأَرَدْنَا أَنْ يُبْدِلَهُمَا رَبُّهُمَا خَيْرًا مِنْهُ زَكَاةً وَأَقْرَبَ رُحْمًا

وَأَمَّا الْجِدَارُ فَكَانَ لِغُلَامَيْنِ يَتِيمَيْنِ فِي الْمَدِينَةِ وَكَانَ تَحْتَهُ كَنْزٌ لَهُمَا وَكَانَ أَبُوهُمَا صَالِحًا فَأَرَادَ رَبُّكَ أَنْ يَبْلُغَا أَشُدَّهُمَا وَيَسْتَخْرِجَا كَنْزَهُمَا رَحْمَةً مِنْ رَبِّكَ ۚ وَمَا فَعَلْتُهُ عَنْ أَمْرِي ۚ ذَٰلِكَ تَأْوِيلُ مَا لَمْ تَسْطِعْ عَلَيْهِ صَبْرًا

Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. Adam hemen o duvarı doğrulttu. Mûsâ, “İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın” dedi. Adam, “İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir” dedi. “Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım.”“O gemi, denizde çalışan birtakım yoksul kimselere ait idi. Onu yaralamak istedim, çünkü onların ilerisinde, her gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı.”“Çocuğa gelince, anası babası mü’min insanlardı. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk.”“Böylece, Rablerinin onlara, bu çocuğun yerine daha hayırlı ve daha merhametli bir çocuk vermesini diledik.”“Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. İşte senin, sabredemediğin şeylerin içyüzü budur.”(Kehf 77-82)

 

 Şeyh Mevlana Menşur Konevi Hatemül Veli

About admin

Check Also

Cemaatler Ve Siyaset

“Cemaatler, tarikatlar” denince aklımıza İslam dini adına oluşan gruplar gelir. Cemaat ile tarikat arasında bazı …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Watch Dragon ball super