Home / Yazarlar / Acı Sözler

Acı Sözler

Bir süredir ABD merkezli, FETÖ’cü kanlı darbe girişimini konuşuyoruz. Detayları gördükçe ürperiyoruz. Bu sürecin en güzel yönü farklılıklarımızı bir kenara bırakarak birleşmemiz oldu. Umarız bundan böyle önceki ayrılıklara düşmeyiz. Burada asıl görev Recep Erdoğan’a, AKP hükümetine, AKP’nin teorisyenliğine düşüyor.

Erdoğan ve taraftarları bilmeliler ki:

Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir.

Türkiye’de sultanlık yok, halk sürü değil.

Türk halkı şimdiye kadar kayıplar vererek ayakta kaldı.

Türk halkı başarılarını birlik-beraberlik ruhuyla sağladı.

Türk halkı Atatürk’ün öncülüğünde milletleşerek bugünlere geldi.

Türk halkı artık geriye dönmez, her rüzgarın önünde yuvarlanmaz.

Bu söylediklerimi biraz açayım.

Erdoğan ve çevresindekiler kutsalları kullanarak iktidar oldular. İktidarlarını sürdürebilmek için devlet sistemimize zarar verdiler. Devlet içinde devletleşmeler oldu. 15 Temmuz’un ana nedenlerinden birisi budur. İkinci bir 15 Temmuz’u yaşamamak için, Erdoğan ve çevresinin laik devlet ilkesine bağlı kalması, iktidar ve istikballeri adına devlet içinde devletleşmeye son vermesi kaçınılmazdır. Erdoğan ve çevresi artık bunu görmeli,  bundan sonra buna göre yaşamalıdır.

Türkiye bir hukuk devletidir. Erdoğan ve çevresindekiler bir daha asla, etrafına: “Mevzuatı bırakın. Anayasa neymiş” gibi laflar etmemeliler, bu düşünceyi toprağa gömmeliler. Yoksa, ajan ve darbecileri toprağa gömen Türk milleti hukuksuzluğu da toprağa gömer. Türk milleti bilinen en eski dönemlerinde bile keyfiliğe baş eğmemiştir. Günümüzün hukuk normlarını, Mustafa Kemal Atatürk’ün bize bıraktığı vasiyetini göz önüne alırsak, milli irademiz rafa kaldırılamaz.

Türkiye Cumhuriyeti reaya/sürü sistemini yıkan bir rejimdir. 6 yüz yıllık imparatorluk geleneğinin doğal seyri ve yanlış anlatılan İslam dininin sonucu olarak ülkemizde hala reaya düşüncesi-uygulaması var. Bu hep böyle gitmeyecek. Gün gelecek, herkes reayalıktan kurtulacak. Çobanlığa alışık olanlar bu huylarını bırakmalılar, insani yönetimlere dikey geçiş yapmalılar.

AKP yöneticileri şimdiye kadar bizi ayrıştırarak; “kadın-erkek, inançlı-inançsız, Sünni-Alevi, bizden-başkasından” diyerek çalıştılar. Böyle oy topladılar, böyle ayakta durdular. Bundan dolayı çok kaybımız oldu, birbirimize hasım olduk. Erdoğan ve AKP yöneticileri artık 15 Temmuz gecesi ve takip eden günlerde, öteledikleri kişi ve kesimlerin (TSK, diğer partililer) kendilerine sahip çıktıklarını görmeliler, birleştirici olmalılar.

Bu dünyada Türk milleti denen bir millet var. Bu milletin bir dili, giyim-kuşamı, gelenek ve görenekleri vs var. Biz Müslüman olduktan sonra; din adına yavaş yavaş milli kimliğimizden uzaklaştırıldık. Bu uzaklaştırma Osmanlılar döneminde ileri noktalara ulaştı. Türk milleti tarihten siliniyor, yok ediliyorken Atatürk bizi milletleşme sürecine soktu. Bu tarihi ve zorunlu gerçeğe karşın Türkiye’deki dinci politikacılar, özellikle Erdoğan ve AKP’nin siyasal ümmetçi kadroları Atatürk’ün “Türkleri milletleştirme” sürecini durdurmaya ve melezleştirmeye kalktılar. Oysa millet olgusu ilahi ve içtimai bir gerçektir. Millet gerçeğini inkar ve imha ilahi iradeye aykırıdır. Erdoğan ve ekibi bilmeli ki, 15 Temmuz ve o güne kadarki yıllarda atlattığımız tehlikeler millet gerçeği ile atlatılmıştır. Bu yüzden Erdoğan ve ekibi Türkiye’yi Türk halkına göre yönetmelidir. Erdoğan ve çevresi üç gün sonra eski huyuna dönerse, bugünkü  pozitif enerjiyi negatife dönüştürürler.

Erdoğan ve çevresinde bir “Türk Ordusu/TSK” rahatsızlığı var. Bunlar yakın tarihte, Türk ordusunun tamamından değil, içindeki bazı kişilerden doğan olumsuz bir iki tutum yüzünden Türk ordusunu sevmiyorlar. Bu hal yanlış ve tehlikelidir! Bu yanlış bakış ve korkuyu ıslah etmeliler. Türk ordusu (TSK) Türk milleti demektir. TSK Türk milletinin eğitilmiş silahlı ve dinamik gücüdür. Türk milleti TSK ili ayakta durur. Bunu düşünememek bir eksikliktir.

“Ordunun vesayetinden kurtulma” gerekçesiyle ordumuzu doğal-potansiyel suçlu görmek ve göstermek, ordumuzu şehirlerin dışına atmak, subay lojmanları ve kışlalarımızın önüne çöp arabalarını çekip günlerce bekletmek ayıptır. Bir tanıdığım anlattı: Bir ordu mensubumuzun küçük çocuğu evlerinde: “Anne, baba! Bu arabalar hep niye bekliyor” diye sormuş. Hurdaya çıkarılmış tankların önünde arabalara ve insanlara nöbet tutturmak bir zihinsel hastalıktır. TSK’nin 15 Temmuz’daki kahraman duruşu olmasaydı, bugün cadde ve sokaklarımız kan gölü olurdu.

Biz daha başkaldırının şokunu atlatmadan Erdoğan muhalefet partilerinin başkanlarıyla yaptığı toplantıda, “Yeni Anayasa”yı konuştu. Bu başkaldırı mevcut anayasamızın yetersizliğinden mi oldu? Bu anayasa sizin neden rahatsız ediyor ki kaç yıldır anayasadan şikayet ediyorsunuz? Şimdiye kadar gördük ki, siz bu anayasanın milli, laik, tekli, Atatürkçü yapısından rahatsızsınız. Hala öğrenmediyseniz öğrenin, Türkiye’yi ancak milli, laik, tekli, Atatürkçü Cumhuriyet anayasası yaşatır. Anayasamızdan millilik, laiklik, Atatürkçülük gibi ilkeleri kaldıramazsınız. Kaldırmaya kalkarsanız yenilirsiniz! Akıllı olun. Kendinizi Türk milletinin, Atatürk ve milli anayasamızın himayesine bırakın, artık saf değiştirin, saf! Bugünden tezi yok, Cumhuriyetçi, Atatürkçü olun. Hepimizin mutluluğu buradadır.

Bu sözler acı gibidir ama acıtmaz, mutlu eder.

 

  Yusuf Dülger

About admin

Check Also

Amerika- İsrail-AKP

Biz aklımız erdi ereli İsrail, ABD, AB karşıtlığı yaparken Türkiye’nin bugünkü yöneticileri iki üç sene …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Watch Dragon ball super