Home / Yazarlar / Mehmet Şimşek / Kadınlarımız – 37

Kadınlarımız – 37

Kadınlarımız, isimli yazı dizisinin; 37. Bölümünü, anlatacağım. Konuya, kaldığımız yerden devam ediyorum.

Yaralılara Yardım Komitesi Ve Bulgar Hanımlar Yardım Cemiyeti:

1876 Da, Bosna ve Sırbistan Savaşı sebebiyle; İstanbul’a, gelen yaralılara yardım maksadıyla: Yaralılara, Yardım Komitesi Kurulmuştur. Komitenin Başkanı Mitat Paşanın Eşidir. 11 Temmuz 1876 da, İstanbul da Savaşta;  Yaralananlara, yardım amacıyla kurulan: Ermeni, Kadınlar Komitesinin haberine yer veren; Stamboul Gazetesi, 21 Temmuz 1876 da: Mitat Paşanın, Eşinin Başkanlığındaki yaralılara; Yardım Komitesinin, çalışmalarını haber yapmıştır. Aynı Gazete, 03 Eylül 1876 da Neda Papasov Başkanlığında: İstanbullu, Bulgar Hanımlar Yardım; Cemiyetinin, kurulduğunu, yazmıştır. Tanınmış, ailelerin kadınlarının kurdukları hayır örgütleri: Yaralılara, yardım malzemeleri üretir. Topladıkları, Paraları Harbiye Nezaretine;  İletip, çalışmalarını sürdürmüşlerdir. Her, iki (2) cins de yurt hizmetine odaklanmışlardır. Yurt, hizmetinde erkekler yaralanıp ölürken hayatta kalan: Kadınlar, acılara bekçilik yaparlar. Kadınlar, kampanyalar, kermesler düzenleyerek; Ordunun, ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırlar. Geleneksel, rollerine dokunmadan: Kadınlar, simgesel olarak toplumda kendilerine bir yer bulmuşlardır.

22 Ağustos 1876, da Feshane de patlayan grevin örgütleyicileri; Yürütücüleri, kadın işçilerdir. Maliye’nin, iflasta olduğu mali krizin toplumsal alana yayıldığı: Grevlerin, yaşandığı bu dönemde; Feshane de çalışan 50 kadar: Rum ve Ermeni Kadın İşçi Babıâli’ye yürümüşlerdir. Sadrazam’a, dilekçe verip ücretlerinin ödenmesini istemişlerdir.  Aylardır, ücret alamayan tersane işçilerinin grevinde; Greve, katılmak istemeyen işçilere yönelik saldırıyla ilgili olarak: La Turguie Gazetesinin, 23 Mayıs 1876 günkü yazısında; Grevci, işçilerinin en az eşleri erkek işçiler kadar: Saldırgan, oldukları sopalarla, silahlanmış hanım birliklerinin; Tersanenin, kapısında durarak çalışmak isteyene: Sopa, yağdırdıkları söylenmektedir.

Toplumsal, yaşam kadın, erkek rollerinin; Sorgulanmasına, sebep olmuştur. Yeni, tartışmaları da ateşlemiştir. Namık Kemal, Aile İsimli makalesinde: Kadınlara, yeni sorumluluklar yüklemekte; Annelere, kızlarının kaderini sorgulamayı önermektedir. Erkekler, haremini ne zamana kadar dövecek? Kadınlar, ne zamana kadar kocalarını yaşmak, ferace konularında bunaltacak? Uykusuz, huzursuz bırakacaklar? Ne, zamana kadar perdeler oğullarının kendi gibi olmasını: Veyahut kendi mahalle imamı iken oğlu; Tabip, olmak isterse ayıbını toprakla: Örtmesini, temenni edecek analar kızlarını; Ne, zamana satılık meta gibi yıllarca devamlı esirci: Bakışlarla, gücünün arayıcı bakışlarına sunduktan sonra; Hediyelik, cariye gibi gönlünün olup, olmadığını sormaya: Gerek, duymaksızın kendi beğendikleri bir adama teslim edecekler.

Mecellede Kadınlar; Bu, zaman içinde mecelleyle ilgili çalışmanın sonuna gelinmiş olup: Ahmet Cevdet Paşa Başkanlığında, yedi (7) kişilik bir kurul: Hazırladıkları, 1868 de, Başlayan Mecelleyi 1878 de tamamlamıştır. Kadın, erkek eşitsizliğinin temelinde hazırlanmış olan; Mecelle, mahkemelerdeki tanıklıkla ilgili olarak: Hukuk-ı İbadda Şahadetin, nisabı iki (2) şer yahut bir (1)er ile iki (2) hatundur. Erkeklerin, ıttılaı mümkün olmayan yerlerde: Kadın, erkek eşitsizliğini bir kere daha hukuk kuralı haline getirmektedir. Mecelle, kadının tanıklığını ancak erkeklerin girmelerinin yasak; Olduğu, yerlere ilişkin olarak yalnız mala: İlişkin, bir konuda geçerli saymaktadır. Bunun, haricinde tanıklık için ya iki (2) erkek; Yâda, bir (1) erkek ve iki kadını zorunlu kılmaktadır. Bu, durumda bir olaya yalnız kadınlar tanık olmuşlarsa: Mahkemede, en az dört (4) kadının tanıklık etmesi gerekmektedir. Mecelleyi, Şerh Eden Ali Haydar Efendi;  Kadın ve erkek tanıkların neden eşit olmadığını: İki, (2) hatunun bir (1) recül makamında addedilmesinin sebebi şudur ki! Hatunların, ziyade-i nisyanları diğer hatunun ziyade-i nisyanları; Sebebiyle, zabtı vakıada noksanları bulunmakla: İş, bu noksanları diğer hatunun zammı şahadetiyle; İkmal, kılındı diye açıklama yapmıştır.

Kadının, toplumsal konumu gözetilerek yapılan: Yapılanmaya, ilişkin düzenlemeler şöyle yer almıştır. Kadınlara, ait yerler olarak bilinen (Makarr-ı nisvan) mutfak, kuyu başı ve avluların bir başka evden görülmesi; Zarar-ı fahiş, olarak sayılmaktadır. Bu, maddeye bağlı olarak bir kimse yeni yaptığı binada: Var, olan evinde açtığı pencereden kapı komşusunun; Karşı, komşunun Makarr-ı nisvan olan yerini görürse: Bu, durum zarar kabul edilip bu zararın giderilmesi istenir. O, kimse kadınların yerleri görünmeyecek biçimde; Duvar yahut tahta perde yaptırıp zararı gidermeye zorunludur. Bu, bir kişinin bahçesindeki tahta perdenin aralığından komşunun Makarr-ı nisvan: Yeri, görünürse o aralıkları kapatmakla yükümlüdür. Ağaca, Çıkıp Komşunun Makarr-ı görünüyorsa; Kadınlarını, tesettür ettirmesi için haber vermek zorundadır. Bu, uyarıyı yapmadan ağaca çıkarsa hâkim o kişinin bir daha ağaca çıkmasını yasaklayabilir. Mecelle, Osmanlı Devleti, Zamanında yedi (7) kişilik bir komisyon: Tarafından, Hazırlanan Ceza Kanunudur.

Devam Edecek.

 

Mehmet ŞİMŞEK

    Art. Yazar.

About admin

Check Also

Ölmüş……………….

Eski savunma bakanı yol ortasında öldürülmüş. Anlaşılan o ki, Türkiye’de insanlar hesaplar eskise de kapanmıyor, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Watch Dragon ball super