Topuklu Delikanlı

05 Mayıs 2008 günlü yazımda “Ülkücü hareketi kim bitirecek?” sorusunu sormuştum. O günlerde bazı ülkücü arkadaşlar tepki göstermişlerdi. O yazımda özetle Ülkücü Hareketin böyle giderse bugün adı hiç duyulmayan 1960’ların “Yeniden Milli Mücadeleciler” hareketine benzeyeceğini yazmıştım!

Aman nereden çıktı bu Ülkücü Hareket yazısı? Bu hafta “Topuklu Delikanlı” üzerine yazacaktık. Bu sözü çok sevdim. Geçenlerde bir “telezof” Sayın Meral Akşener için böyle diyordu. Malum böyle bir örneği biz Tansu Çiller de görmüştük. Gerçi Sayın Akşener de Sayın Çiller’in İç İşleri Bakanı idi.

Çiller’in delikanlılığına bir örnek terörle müzakere (!) değil mücadele etmesi idi. İkinci örnek ise Ege de Kardak kayalığına bayrak diken Yunanlılara verdiği ders idi. Malum şimdi Yunanlıların 16 ada ve bir Kayalığa el koyduğu yönündeki haberleri Genel Basında her gün okuyoruz. Bu konuda muhalefet dâhil hiç ses çıkıyor mu?

Ama daha önemlisi partisi 2002 Genel Seçimlerinde % 9.54 ile seçim barajı altında kalınca Çiller’in istifa edip gitmesi ayrı bir delikanlılık örneğidir. Her ne kadar Delikanlılık lafı bir erkek tanımı olsa da burada yapılan hareketi kadınlar için kullanmakta bir sakınca yoktur. Diğer taraftan aynı seçimlerde partisi %  8.34 ile baraj altı kalmış bir Genel Başkan istifa beyanatına rağmen istifa etmemişti!

2002 den bu güne kaç genel, kaç yerel seçim geçti hatırlayanınız var mı? Bazılarını ben hatırlatayım. Ama örnekler vererek hatırlatayım. Önce yine 2002 den bir örnek verelim. Sayın Mesut Yılmaz da partisinin oyları % 5.13’e düşüp baraj altında kalınca istifa etmişti. Daha sonra 2007 Genel Seçimlerinde Çiller’den sonra Merkez Sağ Partinin başına geçen Sayın Ağar parti oylarını % 5. 42 ye düşürünce istifa etmişti.

Ağar’dan sonra Merkez Sağ Demokrat Parti yani DP’nin başına Süleyman Soylu geçmişti. O da 2009 yerel seçimlerinde partinin oylarını % 3.84’e düşürünce istifa etti. Tekrar aday oldu ama genel başkanlığı kaybetti!

Bu hatırlattıklarımız sadece bir kaç tane seçimden ibarettir. Toplamda düşünürsek en az 9 seçim geçmiştir! Bunlara iki de referandumu ekleyin. El insaf yahu! Nerede görülmüş başarısız genel müdürlerin affedersiniz Parti Genel Başkanlarının koltuklarını muhafaza ettikleri? “Türkiye de” mi dediniz?

Düşünelim şimdi. 2002 den beri partisini %10 bandının biraz üzerinde tutan ve Mecliste Partisinin statüsünü değiştiremeyen bir Genel Başkanı sorgulayalım mı? İsterseniz bu sorgulamaya Genel Başkanı olduğu Partiyi % 20-25 bandında tutan başka bir Genel Başkanı da katabilirsiniz.

İşte burada insan umutsuzluğa düşüyor. Her gün Allah korusun nerdeyse üçer beşer şehit gelmeye devam ediyor. Özgür Basından Yargıya, ekonomiden dış politikaya içerde ve dışarıda eleştiriler var. Hatta bazı makam sahibi eski yeni politikacılarımıza göre ülkenin bir “beka” sorunu var.

İnsanı umutsuzluğa düşüren Ülkenin meseleleri değildir. Türk Milleti ve onun Devleti her türlü sorunun üstesinden gelmeyi bilmiştir. Bu sıkıntıları aşmayı yine başaracaktır. İnanıyoruz ki “Güçlü Ordu Güçlü Türkiye” demektir. Ama esas umutsuzluk faktörü başarısız olmasına rağmen koltuğuna sıkı sıkıya sarılan, kendisini ve partisini alternatif haline getiremeyen Genel Başkanların olmasıdır!

“Umutsuzluk imansızlık alametidir.” Sözüne inan birisi olarak bizim umutsuzluktan bahsetmemiz hiç uygun olmadı! Zaten umutsuz olmaya da gerek yok. Ülkenin en büyük eksiği olarak gösterilen zayıf muhalefeti değiştirecek bir hareket zaten başladı. Bu harekete “değişimin ana gücü” de diyorlar. Sadece ana güç değil “Topuklu Delikanlı” ifadesi de bu hareketin önderine yakışıyor. Sizce de öyle değil mi?

 

Yar. Doç. Dr. Fahrettin Şanal“Topuklu Delikanlı”

05 Mayıs 2008 günlü yazımda “Ülkücü hareketi kim bitirecek?” (*) sorusunu sormuştum. O günlerde bazı ülkücü arkadaşlar tepki göstermişlerdi. O yazımda özetle Ülkücü Hareketin böyle giderse bugün adı hiç duyulmayan 1960’ların “Yeniden Milli Mücadeleciler” hareketine benzeyeceğini yazmıştım!

Aman nereden çıktı bu Ülkücü Hareket yazısı? Bu hafta “Topuklu Delikanlı” üzerine yazacaktık. Bu sözü çok sevdim. Geçenlerde bir “telezof” Sayın Meral Akşener için böyle diyordu. Malum böyle bir örneği biz Tansu Çiller de görmüştük. Gerçi Sayın Akşener de Sayın Çiller’in İç İşleri Bakanı idi.

Çiller’in delikanlılığına bir örnek terörle müzakere (!) değil mücadele etmesi idi. İkinci örnek ise Ege de Kardak kayalığına bayrak diken Yunanlılara verdiği ders idi. Malum şimdi Yunanlıların 16 ada ve bir Kayalığa el koyduğu yönündeki haberleri Genel Basında her gün okuyoruz. Bu konuda muhalefet dâhil hiç ses çıkıyor mu?

Ama daha önemlisi partisi 2002 Genel Seçimlerinde % 9.54 ile seçim barajı altında kalınca Çiller’in istifa edip gitmesi ayrı bir delikanlılık örneğidir. Her ne kadar Delikanlılık lafı bir erkek tanımı olsa da burada yapılan hareketi kadınlar için kullanmakta bir sakınca yoktur. Diğer taraftan aynı seçimlerde partisi % 8.34 ile baraj altı kalmış bir Genel Başkan istifa beyanatına rağmen istifa etmemişti!

2002 den bu güne kaç genel, kaç yerel seçim geçti hatırlayanınız var mı? Bazılarını ben hatırlatayım. Ama örnekler vererek hatırlatayım. Önce yine 2002 den bir örnek verelim. Sayın Mesut Yılmaz da partisinin oyları % 5.13’e düşüp baraj altında kalınca istifa etmişti. Daha sonra 2007 Genel Seçimlerinde Çiller’den sonra Merkez Sağ Partinin başına geçen Sayın Ağar parti oylarını % 5. 42 ye düşürünce istifa etmişti.

Ağar’dan sonra Merkez Sağ Demokrat Parti yani DP’nin başına Süleyman Soylu geçmişti. O da 2009 yerel seçimlerinde partinin oylarını % 3.84’e düşürünce istifa etti. Tekrar aday oldu ama genel başkanlığı kaybetti!

Bu hatırlattıklarımız sadece bir kaç tane seçimden ibarettir. Toplamda düşünürsek en az 9 seçim geçmiştir! Bunlara iki de referandumu ekleyin. El insaf yahu! Nerede görülmüş başarısız genel müdürlerin affedersiniz Parti Genel Başkanlarının koltuklarını muhafaza ettikleri? “Türkiye de” mi dediniz?

Düşünelim şimdi. 2002 den beri partisini %10 bandının biraz üzerinde tutan ve Mecliste Partisinin statüsünü değiştiremeyen bir Genel Başkanı sorgulayalım mı? İsterseniz bu sorgulamaya Genel Başkanı olduğu Partiyi % 20-25 bandında tutan başka bir Genel Başkanı da katabilirsiniz.

İşte burada insan umutsuzluğa düşüyor. Her gün Allah korusun nerdeyse üçer beşer şehit gelmeye devam ediyor. Özgür Basından Yargıya, ekonomiden dış politikaya içerde ve dışarıda eleştiriler var. Hatta bazı makam sahibi eski yeni politikacılarımıza göre ülkenin bir “beka” sorunu var.

İnsanı umutsuzluğa düşüren Ülkenin meseleleri değildir. Türk Milleti ve onun Devleti her türlü sorunun üstesinden gelmeyi bilmiştir. Bu sıkıntıları aşmayı yine başaracaktır. İnanıyoruz ki “Güçlü Ordu Güçlü Türkiye” demektir. Ama esas umutsuzluk faktörü başarısız olmasına rağmen koltuğuna sıkı sıkıya sarılan, kendisini ve partisini alternatif haline getiremeyen Genel Başkanların olmasıdır!

“Umutsuzluk imansızlık alametidir.” Sözüne inan birisi olarak bizim umutsuzluktan bahsetmemiz hiç uygun olmadı! Zaten umutsuz olmaya da gerek yok. Ülkenin en büyük eksiği olarak gösterilen zayıf muhalefeti değiştirecek bir hareket zaten başladı. Bu harekete “değişimin ana gücü” de diyorlar. Sadece ana güç değil “Topuklu Delikanlı” ifadesi de bu hareketin önderine yakışıyor. Sizce de öyle değil mi?

 

About admin

Check Also

Ölmüş……………….

Eski savunma bakanı yol ortasında öldürülmüş. Anlaşılan o ki, Türkiye’de insanlar hesaplar eskise de kapanmıyor, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Watch Dragon ball super