Home / Yazarlar / Recep İçin Kıyama-Ahmet İçin Duaya

Recep İçin Kıyama-Ahmet İçin Duaya

22 Mayıs 2016 günü AKP’nin 2. olağanüstü kongresi yapıldı. Recep Tayip Erdoğan’ın (RTE) mesajı okunacağında herkes ayağa kalktı, mesaj ayakta dinlendi.

TC’nin Başbakan, Bakan ve yetişmiş insan gücünden binlercesinin esas duruşları  (yahut eller önde bağlı duruşları) politika, ahlak ve din adına bir yüz karası idi.

“Kurucu başkan” adına olsun, “dindarlık ve ahde vefa” adına olsun, neyin adına olursa olsun bu duruşun onur, özgürlük ve akıl ile hiç ilgisi yoktur. Bu dik duruş çöküşün resmidir.

***

Tanıdığınız yahut tanımadığınız birisi siz otururken yanınıza çıkıp gelse, insanlığa hizmet etmiş birisiyle karşılaşsanız; ayağa kalkarsınız, yüzünüzü kendisine dönersiniz. Bu doğaldır. Ayağa kalkışınızda ilahlaştırma, yalakalık gibi şeyler varsa bu doğal değildir.

RTE’nin mesajı için kıyam emek ha. Ne oluyor beyler, Namaz kılmıyorsunuz. Kim olursa olsun herkes insandır ve bu açıdan kimsenin kimseden üstünlüğü yoktur.

Peygamber Allah’ın mesajlarını aktarırken ashap ayağa kalkmamıştı ama siz RTE’nin mesajında ayağa kalktınız, Peygamber ve ashabına ters düştünüz.

İslam Peygamberi: “Benim için kıyam edilmez (ayakta el bağlanıp durulmaz). Kıyam yalnız ve yalnız Allah için yapılır” der. O peygamber karşısında eğilip bükülenlere: “Rahat durun, ben de sizin gibi bir insanım” demiştir. Allah, “Allah için kıyam edin” der. (Bakara:238)

“RTE dindardır partimizin kurucusudur, Cumhurbaşkanımızdır” gibi inanç ve düşüncelerle; değil RTE’nin mesajına, şahsına bile kıyam etmek sapıklıktır.

Esasen Türkiye’de, Erdoğan’a kıyamın yanlış olduğunu söylemek anlamsız. Çünkü AKP’lilerin bir kısmı RTE için: “O’nda Allah’ın bütün vasıfları var” dedi. Bir kısmı: “O ikinci peygamberdir” dedi. Bir kısmı: “Hoş geldin ey Allah’ın elçisi” dedi. Ama milyonlarca AKP’liden tek kişi: “Şirke girmeyelim. RTE Hâlık ve elçi değildir. Bizim gibi bir insan” demedi.

***

Olayın bir de bireysel ve toplumsal acısı var. Bu acı bir insan ruhunun bir başka insan ruhu karşısında erimesi, bir toplumun bir başka toplum karşısında boyun eğiyor olmasıdır.

Bu durum (bu duygu, bu terbiye, bu kültür) hür insanları köle, onurlu toplumları onursuz yapıyor. İnsan veya toplumlar: “O benden üstündür. O erişilmezdir. Ben ondan aşağıyım, ona hizmetçi olayım. Benim param, namusum neyim varsa ona feda olsan” derse, lağımı taşar. Bu durumda dünyamız kokar, yollar yürünmez, ülkeler yaşanmaz olur.

Böyle bir ülkede hukuk, demokrasi, hürriyet olmaz. Türkiye şimdi böyle. Baksanıza, üstler astları, zenginler yoksulları, şeyhler müritleri, sultanlar halkı, despotlar garibanları, hırsızlar garipleri sömürüp duruyorlar. Yontma Taş Devri’nin, Cilalı Taş Devri’nin o ilkel ve fakat daha doğal yapısı herhalde günümüz Türkiye’sinin kokar yapısından daha tatlı imiştir.

Peki çare?

Günümüz Türkiye’sindeki Allah-Peygamber tavırlı kişilerin şeytanlıklarına, Karun yapılıların kırbaçlarına, derviş-şeyh kılıklı şeytanların efsunlarına toptan baş kaldırmak, eşit ve özgür insanlar ülkesi olmak. Çare bu. Biz bunu yapmadıkça asil ruhlu, ak alınlı olamayız.

Bu yöndeki başkaldırı suç değildir, erdemdir, görevdir. İnsanlığın yücelişi, uygarlıkların yaratılışı çokça başkaldırılar ile vücut bulmuştur.

Kişiler için kıyam edenler ile kişiliğine kıyam ettirenler hemcinslerinin onurunu çiğnemekten, mezar kazmaktan zevk alırlar. Malum kıyamın öğelerine bakınız; Ahmet Davutoğlu için cenaze duasına başladılar. Aynısı Binali Yıldırımın başına gelince şaşmayalım.

 

 Yusuf DÜLGER

About admin

Check Also

Traktör Var Ama Toprak Kalmadı

Sohbet sıklaştı. Söz köylünün durumuna geldi. Önce bir “ahhhhh!” çekti yanıkça. Sonra toplandı ve başladı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Watch Dragon ball super