Home / Yazarlar / Dinsiz Anayasa-Nifakçı İsmail

Dinsiz Anayasa-Nifakçı İsmail

AKP’nin sıralı milletvekillerince TBMM Başkanlığı’na getirilen İsmail Kahraman: “Laiklik yeni anayasada olmamalı. Dindar bir anayasa olmalı…” diyor.

İnsanların dinli-dinsiz olduklarını duymuştuk ama yasaların dinli-dinsiz olduklarını hiç duymamıştık. AKP’nin siyasal İslamcı Kahraman’ı bize bunu da öğretti.

Yasaların dindarı dinsizi olursa; hayvanların da olur. Dindar ayı, münafık eşek, cennetlik katır,… gibi. Hukuk fakültesini bitirmiş birisinin kavramları yerli yerinde kullanması gerekir.

Konumuza girelim. Din insanlar içindir. Dindarlık konuşulmaz yaşanır. Türkiye’de dindarlık yaşanmıyor, konuşuluyor. İnsan hayatında dindarlığın yanında bir de dincilik var. Türkiye’de dincilik yoğun. Dinciliğin İslam dinindeki adı riyakârlıktır. Riyakarlık münafıklıktır, şirktir. İslam’a göre dincilik/riyakarlık suçtur, günahtır.

İsmail Kahraman ve çizgisindeki kişilere bakarsak dinci olduklarını görürüz. Dinciler hep ayrıştırırlar, nefret dili kullanırlar, cennet-cehennem tabloları çizerler. Bunların hayatında hep Allah ile aldatma, ayrıştırma, düşman yaratma, düşmanlarla anlaşma, kendi yurt ve insanını satma, fırsatını buldukça ahlaksızlık yapma gibi akla gelen her çirkinliği yapma görülür.

Güç bela yaşamaya çalışıyoruz. ABD ve emrindeki PKK ile boğaz boğaza vuruşuyoruz. Şehitler veriyoruz. Böyle bir dönemde, Türkiye’nin iki numaralı koltuğunda oturan yaşlı-başlı İ. Kahraman laik cumhuriyetimize saldırıyor. Ayıp! Biraz vicdanlı olun.

Türkiye Cumhuriyeti ve Anayasası sizin neyinize engel? Camilere gidiyorsunuz, engel olan yok. İmam-Hatip ve İlahiyat Fakültelerimiz var; isteyen oralarda okuyor. Diyanet ve din görevlilerimiz var; isteyen herkese dini hizmet veriyor. Daha ne istiyorsunuz?

İsmail efendi, hani sen milletvekili seçildikten sonra TBMM’de: Laik Cumhuriyet esaslarına bağlı kalmak, bu cumhuriyeti korumak üzere namusun ve şerefin üzerine yemin etmiştin, ne oldu? Şimdi bu yemin hiçbir anlamı yok mu?

İsmail Kahraman’ın bu açıklamalarından sonra herkes “Müslüman Anayasa”ya kilitlendi. Herkes bir şey söylüyor. İlginçtir, halk yukarıdakilerden daha sağlıklı düşünüyor. Yukarıdakilerin söylediklerine bakın:

Recep Tayip Erdoğan: “Bunlar meclis başkanımızın şahsi düşüncesi. Gündemi başka yöne çekme gayretleri var.”  Ahmet Davutoğlu: “Otoriter laiklik değil, özgürlükçü bir laiklik anlayışı olacak, olmalı.” Kemal Kılıçtaroğlu: “Meclis Başkanlığı’nda oturmamalı.” Devlet Bahçeli: “Doğru bir düşünce olmamıştır. Hatasını düzeltsin.” Diyor.

Bu açıklamalara bakınca:

Erdoğan ve Davutoğlu’nun İ. Kahramana ters düşmediklerini; “paralel” olduklarını, laik Cumhuriyetimizi korumada bilinçli ilgisiz kaldıklarını,

Kılıçtaroğlu’nun tarihine ve meclisteki konumuna göre yetersiz olduğunu,

Bahçeli’nin çok kibar davrandığını görürüz.

Laiklik karşıtlarının her biri Cumhuriyet karşıtıdır. Onlar bu karşıtlığı asla bırakmazlar.

Laik Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlığı bu kadroların beyninde kötü huylu bir tümördür.

Ya TC bunları, ya bunlar TC’ni kesip atacak. Bunu böyle bilelim. Aksi halda yanılırız.

Milletimiz tüm milletvekillerine ve özellikle muhalefet partilerine oy verirken:

“Bu Cumhuriyet’i bütün özellikleriyle korusun” diye oy verdi.

İ. Kahraman ve taraftarlarının yaptıkları Cumhuriyet yıkıcılığıdır.

TC’nin yıkıcıları TBMM Başkanlığı  koltuğunda oturamaz.

Tüm milletvekilleri TC’ni korumak için yemin ettiler. Bunlar, laik Cumhuriyet karşıtlığı yapan İ. Kahraman’ı mutlaka koltuğundan indirmeliler. Yoksa, İ. Kahraman’ın yönettiği meclis toplantılarına katılan milletvekili bundan böyle kendileri de tartışılacaktır.

 

 Yusuf DÜLGER

About admin

Check Also

Savaştayız Gardaşım…

Dava aynı, kıble bir, sevincin, kederin bir, Hepimiz bir hamurda, bir aştayız gardaşım…   Desen …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Watch Dragon ball super